Siyasetçinin egosunu yönetmesine yardımcı olmakla sorumlu olan profesyoneller kendi egosunu yönetemezlerse, ortada bir başarı olsa bile o başarının sürdürülmesi oldukça güç hale gelir. Bu durum çoğu zaman siyasetçi ve profesyonel arasında gelişen yakın çalışma ilişkisi sebebiyle, siyasetçi tarafından çok da üzerinde durulmayan bir davranış biçimi halini alabilir. Fakat, içinde bulunduğumuz çağda yaşanan toplumsal değişimler siyaseti de kökten değiştirmiş ve siyaset artık bir “misyon” meselesi olmaktan çıkarak büyük oranda “profesyonel” bir iş kolu haline gelmiştir. Profesyonelliğin olduğu yerde ise amatörce yaklaşımlara yer olmamalıdır.

Hatta ve hatta siyasetçilerin ara ara bir “dava” veya “misyon” vurgusu yapmasının arkasında bile ciddi bir profesyonel akıl bulunmaktadır. Bu sebeple artık seçim kazanmanın veya siyasette sürdürülebilir başarı elde etmenin yolu siyasi bir misyona sahip olmanın yanısıra, siyasetin gereklerini ne kadar profesyonelce yerine getirip getirmediğinizle doğru orantılı hale gelmiştir. Peki;

  • Günümüz siyasetinin gereği olarak yürütülen “profesyonel siyaset”in profesyonel olmasını sağlayan şirketler veya insanlarla, siyasetçilerin ilişkileri nasıl olmalıdır?
  • Profesyonellerin görünür olma, başarıyı sahiplenme çabası neden siyasetçiye zarar verir?
  • Seçim yokken gofret veya deterjan pazarlayarak geçimini sağlayan reklamcı, seçim zamanı “siyasi uzman” haline gelerek, siyasetçiyi nasıl bir mantıkla pazarlar? Bu nelere yol açar?
  • Siyasetçinin egosunu yönetmesine yardımcı olmakla sorumlu profesyonel, kendi egosunu yönetemezse ne olur?

İşte bu önemli soruların cevaplarını sizin için analiz ettik.

BAŞARIYI BİR PAZARLAMA MALZEMESİ OLARAK KULLANMAK BİR PAZARLAMACI YÖNTEMİDİR. SİYASETTE SONUCU FARKLI OLUR.

Bu yöntem bir gofret veya bir deterjan pazarlarken çok faydalı bir yöntemdir. Örneğin bir deterjan lekelerin tümünü düşük ısıda çıkartıyorsa bu bir başarıdır ve bu başarı pazarlanır.

Fakat siyasette işler tamamen başka türlü yürür, siyasetin kuralları ve dinamikleri çok farklıdır. Burada pazarlamacının farkında olmadığı şey siyasette başarının tanımı ve odak noktasıdır.

Şöyle ki; siyasetçi odak noktası olarak alındığında seçim kazanmak bir başarıdır. Fakat seçmen odak noktası olarak alındığında siyasetçinin seçim kazanması seçmen için doğrudan bir başarı teşkil etmez. Seçmen için başarı, kendisinin zenginleşmesi ve hayat şartlarının iyileşmesidir, ki o zaman siyasetçiyi başarılı bulur, o başarıdan kendisi de pay edinmek adına o başarıyı sahiplenir. Aksi takdirde seçmene daha ortada gerçekleşmiş somut bir vaat yokken kibirlenen bir siyasetçi algısı pazarlanmış olur.

Bizler QU4TRO Siyaset Stratejileri olarak profesyonel destek sağladığımız vekillere, belediye başkanlarına, oda ve borsa başkanlarına ve sivil toplum örgütü liderlerine her zaman kazanılan seçimin sadece bir başlangıç olduğunu, eğer pazarlama malzemesi yapılacak bir şeyler var ise bunların kesinlikle somut icraatlardan oluşması gerektiğini ısrarla vurgularız ve aksi bir tutumun nelere yol açabileceği konusunda uyarılarımızı düzenli olarak yaparız.

Çünkü biliriz ki, başarıyı sürdürmek, o başarıyı bir kez elde etmekten daha zor ama daha önemlidir.

BAŞARI %100 SİYASETÇİNİNDİR. GÖRÜNMEZ OLMASI GEREKEN PROFESYONEL KAMUOYU ÖNÜNDE BAŞARIYA ORTAK OLMAMALIDIR.

Oyunun kuralı budur. Hem siyasetçi hem de profesyonel bu kuralı bilerek yola çıkar. Bu kuralı ihlal eden, siyasetçi ve profesyonel arasındaki centilmenlik anlaşmasını da ihlal etmiş olur. Bu da siyasetçi ve profesyonel arasındaki güven ilişkisini zedeler, geri dönülmez bir biçimde yıpratır.

Peki başarı neden %100 siyasetçinin olmalıdır ?

Cevap çok açık… Ortada kazanılmış bir seçim varsa ve profesyonel o başarıda siyasetçiden fazla rol sahibi olduğunu düşünüyorsa, yani seçmenin siyasetçiye verdiği oyun kendisi sayesinde verildiğini düşünüyor ve bunun sonucu olarak başarıyı sahipleniyorsa bu noktada kendisine söylenecek tek söz vardır…

Madem, seçimin senin sayende kazanıldığını düşünüyorsun, bu işi de çok iyi biliyorsun, o zaman aday ol, seçime gir, bakalım sonuç ne oluyor…

Evet, artık siyaset değişmiştir, siyasette başarı için, seçim kazanmak için profesyonel destek bir şart halini almıştır. Fakat, profesyonelin görünmez olmaktan çıkarak siyasetçinin önüne geçme çabası hem kendisine hem siyasetçiye seçmen nezdinde büyük zarar verir. Siyasetçinin itibarını sarsar.

Sonuçta ortaya profesyonel görünümlü amatörler çıkar.

Bizler QU4TRO Siyaset Stratejileri olarak, kazandığımız onca kritik seçime rağmen, çalıştığımız siyasetçilerin itibarını yüceltmek ve gerçek profesyonelliği Türk siyasetine kazandırmak adına hiç bir yerde ve hiçbir şekilde isim ve bölge vererek başarılarımızı “pazarlamaya” çalışmayız. Biliriz ki, gerçek başarı sahibini bulur.

PAZARLAMACI SİYASETÇİYİ BİR “ÜRÜN” OLARAK GÖRÜR, ÇÜNKÜ PAZARLAMA TEORİSİNDE VE PRATİĞİNDE “HALKI ÜRÜNE YÖNLENDİRMEK” VARDIR.

Satış ve pazarlama tabirini çok sık duyarsınız…Çünkü satış ve pazarlama el ele yürüyen, tüketimin mihenk taşı olan 2 önemli faaliyettir.

Ortada bir ürün olduğunu düşünecek olursanız, satış o ürünü halka doğru götürmek, ki burada satış ekipleri ve noktaları devreye girer, pazarlama ise halkı o ürüne doğru yönlendirmek, ki burada reklamlar devreye girer, faaliyetleri olarak tanımlanır.

Bu tüketim ekonomisinde çok iyi çalışan bir sistemdir. Fakat, toplumsal dinamiklerin devreye girdiği siyasette “satış-pazarlama” mantığı %99 oranında başarısızlıkla sonuçlanır.

Çünkü siyasetçi bir “ürün” değildir.

Peki, seçim olmadığı zamanlarda ürün pazarlayarak geçinen bir profesyonel, seçim zamanı neden “siyasi uzman” kesilerek “stratejist” titrini kendi kendine vermekten çekinmez?

Çünkü siyasetçiyi ve siyasi partileri altın yumurtlayan tavuk olarak görmekten kendini alı koyamaz. Pazarlama ile en kötü ürünü bile tüketiciye pazarlamayı başardıysa, siyasetçiyi neden pazarlayamayım diye düşünür.

Halbuki, siyasetçiye seçim kazandıran, çok büyük oranda doğru zamanda doğru yerde olması, yani siyasi rekabeti uzun yıllar içinde iyi yöneterek, yıllarca uyguladığı strateji sayesinde doğru siyasi pozisyon almış olmasıdır. Biraz da konjonktür yardım ederse, en zor seçim bile bu şartlar altında kazanılabilir.

Bunu sağlamanın yolu da hem parti içi hem parti dışı siyaseti doğru bir strateji ile yönetebilmekten, vatandaşla “kendini pazarlama” yöntemi yerine doğru iletişim stratejilerini kullanarak duygusal bağ kurmaktan, yıllara dayanan bir zaman dilimi içerisinde siyasi söylemlerini doğru eksene oturtmaktan geçer.

SİYASETTE EGO YÖNETİMİ ŞARTTIR VE PROFESYONEL BİR BİÇİMDE YAPILMALIDIR.

Latince bir kelime olan “Ego”, ben, benlik, kendilik demektir. Egonun, bireyi diğerlerinden ayırt eden göreceli, soyut bir varlığı vardır. Ego, insanın hem özne boyutunu tanımlayan irade, bilinç ve vicdan gibi kavramları hem de onun nesne boyutunu tanımlayan, dürtülerini, iç isteklerini, tutkularını, içsel enerji kaynaklarını içine alan çok boyutlu olgudur.

Her insanın egosu vardır. Bu insan olmanın bir sonucudur. Egoya sahip olmak da oldukça sağlıklı bir durumdur. Fakat sağlıksız olan bu egonun insanı hem özel hem de profesyonel alanda yönetmeye başlamasıdır. Daha doğru bir ifade ile egoya sahip olmak sağlıklı bir durum iken, bu egonun insana hata yaptıracak kadar esiri haline gelmek sağlıksız bir durumdur.

İşte bu yüzden siyasette ego yönetimi çok ama çok önemli bir konudur.

Bu konuyu önemli yapan asıl mesele ise siyasetçi dahil hiç kimsenin kendi egosunu yönetemeyecek kadar kendisini sevmesi ve beğenmesidir. Başkaları ne derse desin, beğendiğiniz bir davranışınızı veya düşüncenizi değiştirmeniz çok zordur. İşte bunun sebebi de egodur.

Bu yüzden egonuz okşandıkça daha mutlu olursunuz ve farkında olmadan o egoyu beslemek, tekrar tatmin etmek için bin bir yol bulur ve uygulamaya çalışırsınız.

Siyasetçiler işin doğası gereği dünyanın her yerinde bu duruma engel olamazlar. Bu herkes için geçerli ve bilinen bir gerçektir. Fakat bunun farkında olacak kadar bilinç sahibi siyasetçiler, bu egonun yönetilmesi ve kendisine hata yaptırmasının engellenmesi için profesyonellerle çalışırlar.

Peki, bu durumu yönetmekle sorumlu profesyoneller kendi egolarını yönetemezse ne olur?

Kendisi zarar görür, siyasetçiye zarar verir, siyasi rakiplere koz verir, kazanılmış olan kararsız seçmenin kararını tekrar gözden geçirmesi için eline bir neden verir.

Son söz :

Gün gelir herkes bir başarıya imza atabilir. Fakat, Profesyonel ile amatörü birbirinden ayıran asıl husus her ikisinin de kazandığı başarılarda değil, başarıları kazanırken uyguladığı ve asla taviz vermediği kurallarda gizlidir.

Sevgiyle kalın…


İRTİBAT BİLGİLERİMİZ

E-Mail : info@quatrostrategies.com

Telefon : 0 (212) 232 42 44


Milletvekili Adayları

Share this article with your professional network:
Kasım 11, 2019
Siyasi danışmanlık

Siyasetçiyi gofret pazarlar gibi pazarlamanın sonucu ne olur?

Siyasetçinin egosunu yönetmesine yardımcı olmakla sorumlu olan profesyoneller kendi egosunu yönetemezlerse, ortada bir başarı olsa bile o başarının sürdürülmesi oldukça güç hale gelir. Bu durum çoğu zaman siyasetçi ve profesyonel arasında gelişen yakın çalışma ilişkisi sebebiyle, siyasetçi tarafından çok da üzerinde durulmayan bir davranış biçimi halini alabilir. Fakat, içinde bulunduğumuz çağda yaşanan toplumsal değişimler siyaseti de kökten değiştirmiş ve siyaset artık bir "misyon" meselesi olmaktan çıkarak büyük oranda "profesyonel" bir iş kolu haline gelmiştir. Profesyonelliğin olduğu yerde ise ego tatminine yer yoktur.
Ekim 16, 2019
erken seçim

Milletvekili Adayları Nasıl Belirlenecek?

Ön seçim, merkez yoklaması veya aday yoklaması...Önümüzdeki 12 ay içerisinde gerçekleştirilecek bir erken seçimde milletvekili adaylarının nasıl belirleneceği partiler kadar milletvekili adayları için de hayati önem taşıyor.
Eylül 21, 2019
Erken Seçim

Neden Erken Seçim Bekliyoruz?

Sistem tartışmaları, yargı reformu, EYT’lilerin talepleri, merkez bankasının hamleleri ile düşen kredi faizleri, muhtemel Suriye operasyonu ve belki de bir kabine revizyonu. Her ne kadar erken […]
Temmuz 26, 2019
Siyasette neden kendi hikayenizi yazmalısınız?

Siyasette kendi hikayenize sahip olmak neden çok önemlidir?

Siyasette kendi hikayenize sahip olmak tahmin ettiğinizden çok daha hayati bir meseledir. İçinden çıkıp geldiğiniz aile ortamı, doğup büyüdüğünüz yer, arkadaşlarınız, gittiğiniz okul, yaptığınız tahsil, başarılarınız, […]

Powered by MaviKelebek